Blog

ÖZGÜR(!)LÜK!!!

ÖZGÜR(!)LÜK!!!
Tabiatın insana bahşettiği en değerli şey nedir diye sorduklarında, bedenim, kalbim, aklım, düşlerim, sevgim, aşkım gibi cevapları duyar gibiyim… Bana da sorsalar galiba bunlardan birini seçerdim…
Oysa bunları tek başına düşündüğünüzde pek bir anlam taşımadığını göreceksiniz… Evet tek başına hiç birini önemi yok…Ne bedenin, ne kalbin, ne aklın, ne sevginin, ne aşkın… Anlamsızlar…
Oysa “özgür” bir bedenin… “özgür” aklın… “özgür” hayal kurmanın.. “özgür” sevişmelerin ne kadar manidar ve anlamlı olduğunu duyumsuyorsunuz… Ortak olan hepsinde “özgür olma” yani “özgürlük”…
Ne şiirler ne dizeler ne besteler dizilmiştir “özgürlük” adına…
Ne anlamı var ki, özgür olmadan yaşamanın, aşık olmanın… Zaten özgür olmayan düşünce düşünce değildir ki? Nedir? Olsa olsa dayatma olur… Birileri sizin istediğiniz gibi düşünmenizi değil kendi istedikleri gibi düşünmenizi ister… Bu düşünmektir, ama özgür değil, özgün değil, size has değildir bu düşünceler, başkalarına hastır… O nedenle özgür değilsinizdir…
Özgürlük…
Yeniden doğup pembe bir dünyaya uyanmak gibi bir şey…
Bir kelebeğin metamorfozlardan kendini kurtarıp, kanatlarına can yürümesi…
İlk kanat çırpışıyla gökyüzüne havalanması gibi…
“Tutuksuz olma” değil midir özgürlük… Oyunu kurallarına göre oynarsın… “Toplum Sözleşmesi” ne uyarsın ve Tanrının o sana verdiği en ulvi güce sahip olursun, aynı kelebeklerin kanatlarına can yürümesi gibi özgür olmanın tadını çıkarırsın…
Aşkların da özgür olması Tanrının bahşettiği en büyük nimetlerden değil midir? Aşklar özgür olmasa, acı veren bir şey olurdu galiba!!! Aman Tanrım ne büyük bir “esaret” !!!
Özgür düşüncenin savunulmasını dile getiren ünlü düşünür Voltaire ne güzel de demiş: Fikirlerinizden nefret ediyorum. Ama onları savunabilmeniz için hayatımı feda etmeye hazırım.
Özgürlükler ancak bireylerin özgürlüklerin başladığı noktasında başlar ve biter… O nedenle kimse çırılçıplak dolaşamaz sokakta… Evde dolaşırsın… Ne de olsa evin ve kimsenin özgürlüğünü sınırlandırmazsın… Orası senin özgürlük alanındır… Sokaklar değil… Bu nedenle özgürlüklerin sınırlandırılması da özgürlüklerle sınırlanabilir…
En güzel ifadesini şu dizelerde bulmaz mı ve bizler bu şarkıyı haykırarak söylemedik mi…
Okulda defterime, Sırama ağaçlara
Yazarım adını
Okunmuş yapraklara, Bembeyaz sayfalara
Yazarım adını
Yaldızlı imgelere, Toplara tüfeklere, Kralların tacına
En güzel gecelere, Günün ak ekmeğine, Yazarım adını
Tarlalara ve ufka, Kuşların kanadına, Gölgede değirmene yazarım
Uyanmış patikaya, Serilip giden yola, Hınca hınç meydanlara adını
Ey özgürlük!

Kapımın eşiğine, Kabıma kacağıma, İçimdeki aleve
Camları oyununa, Uyanık dudaklara, Yazarım adını
Yıkılmış evlerime, Sönmüş fenerlerime, Derdimin duvarına
Arzu duymaz yokluğa, Çırçıplak yalnızlığa, Yazarım adını

Geri gelen sağlığa, Geçen her tehlikeye
Yazarım ben adını, yazarım
Bir sözün çoşkusuyla, Dönüyorum hayata
Senin için doğmuşum haykırmaya
Ey özgürlük!
Geçmişte çok irdelenmiştir “Özgürlük”…“İnsan özgür doğar, oysa her yerde zincire vurulmuştur,” demiştir “İtiraflar” adlı eserinde J.J. Rousseau! Demek özgürlük olmadığında ne mutluluktan söz edilebilir ne de onurdan. Demek özgürlükten vazgeçmek, vazgeçmektir insanlıktan. Demek vicdan adlı derin mahzenden çıkarılır adalet ve erdem. Demek başkalarına hükmetmek için yetiştirilen bir kimseyi adalet duygusundan ve akıldan mahrum etmek hususunda el ele vermiştir her şey. Demek halk kaderini tayin etme hakkını hiçbir kimseye ve kuruma nihai olarak devredemez… Düzenler böyle olmuştur ve olacaktır… Karamsar bir bakıştır bu… Bu yüzden zindana atılmadı mı J.J. Rousseau!
Ve devamla der ki…: “Hürriyet olmadan yurtseverlik, erdem olmadan hürriyet, yurttaşlar olmadan erdem olamaz; yurttaşları yaratırsanız muhtaç olacağınız her şeye sahip olursunuz, onlar olmadan, devletin yöneticileri tarafından haysiyeti kırılmış, alçaltılmış kölelerden başkasına sahip olamayacaksınız.”
Sonuç şudur: “Özgürlükten vazgeçmek insanlıktan vazgeçmektir.”
Tüm bu dizelerden sonra özgürlük aşağıdaki şarkıyı haykırmaktır belki de:

Bak patika bulutta kayboluyor
Yarların bulutta kaybolduğu yerde
Yoldaş şimdi senin evin var
Özgürlük, özgürlük senin gelinin şimdi
Halkın umutları senin patikan şimdi
Yürüyoruz hep beraber zulme karşı
Rüzgarın dağların tepesinde buluştuğu
Fırtınanın dağların tepesini süpürdüğü
Suların dağların tepesinden çıktığı
Ayın, dağların tepesinden ışıdığı yerde
Yoldaşı orada bulacaksın
Erkekleri ve kadınları bulacaksın
Yürüyoruz hep beraber zulme karşı
Kızıl sabahta buluşacağız
Uyanan sabahta buluşacağız
Son sabahta buluşacağız
Yeni sabahta buluşacağız
Yine buluşacağız sevgilim
Özgürlük özgürlük izle aşkım izle özgürlüğü
Ay!.. Aşkım için ışılda
Yürüyoruz hep beraber zulme karşı
Özgürlüğünü kaybeden toplumlar bilir ancak özgürlüğün değerini… Tutsak doğanlar tutsak yaşar… Bilmez doğacak günü karşılarken “özgürlük” çığlıkları atmayı, bilmez özgürlüğün anlamını…
Yaşa !!!Varol!!!
Ey Özgürlük…
MUSTAFA MURAT BİLGİN
HUKUKÇU YAZAR

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir